Menu:

Kategoriler

Genel [120]

Linkler

Genel

Syndicate

RSS 0.90
RSS 1.0
RSS 2.0
Atom 0.3

UZATSAM TUTAR MISIN ELLERİMİ

cnr | 09 Haziran, 2008 09:52

Bir ressamın tablosunda izlerim seni
Gözyaşlarım boyası kalbim fırçası
Hayal dünyamın düşler sokağına uzanırım
Uzatsam tutar mısın ellerimi ?
Sararmısın sıcaklığınla,alır mısın dünyana?
çatlamış dudaklarıma yağmur olur musun?
Mendil olur musun gözpınarıma?
Bir müzikalde dinlerim seni
kemanlar anılarını anlatır
Piyanolar ruhundaki sevgi pınarını akıtır
Nota olursun gitarın tellerinde dans edersin
Kalbimin her hücresine damla damla akarsın
Şarkı olursun dudaklarda,
balerinlerin kanatlarında süzülüşün.
Bir şairin kaleminde okurum seni
Onun kalbine mürekkep oluşun ..
Şiir olursun sayfalara Günbatımı gibi gizemli
Birde yağmur olursun dökülürsün gözlerimden
Sana anlatabilmek seni...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Aşk Kaçağı Değil Aşk Mahkumu Olmalısın

cnr | 09 Haziran, 2008 09:50
Tedirgin
Belli ki çok beklemişiz birbirimizi. Belli ki acıların süzgeçinden geçip öyle damlatmışız sevda damlalarını

birbirimizin üzerine. Şimdi bundandır tedirginliğimiz. Ama bilirsin, aşk sevmez tedirginliği.
Ya tam açacaksın yüreğini, ya hiç yeltenmeyeceksin. Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin.
Bambaşka diyarların sakini, başka başka yolların yolcusuyken nedir bizi karşılaştıran şey?
Nedir bir anda hayatımızı değiştiren şey? Aşk elbette...

Aşkı bulmak zordur yar... Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın. Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına.
Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden. Bir çiçek gibi sulayacaksın. Büyüteceksin.
Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk. Ruhunu adayacaksın. Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,
ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın. Ayrılık fikri deli edecek seni. Yokluğum aklına geldiğinde
bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin. Yerinden kalkamaz hale geleceksin.
Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın.

"Seni Seviyorum" dediğinde bunu sadece dilinle değil, yüreğinle, gözlerinle de söyleyeceksin.
Ben, beni sevdiğini senin söylemenle değil gözlerine baktığım zaman anlayacağım. Ancak o zaman inanacağım.
Birlikteyken unutacaksın dünyayı. Sadece bana ait olacaksın, ben de sana... Birbirimizden başka hiçbir şeyin
önemi olmayacak. Sana dokunduğumda kanın hızlı hızlı akacak. Yüreğin deli gibi çarpacak.
Nefes nefese kalacaksın. Ve sanma ki senden farklı olacağım ben de... Bin kilometre ötede olsan "gel" dediğinde,
koşacağım sana, merak etme.

Bir tek gün bile bırakmayacağım elini. Yanımda olmasan aklımda olacaksın,
baktığım her yerde seni göreceğim. Ben aşktan bunu anlıyorum işte. Sıradan olamadım hiç.
Birkaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil. Yaşayacaksam, doya doya yaşamalıyım aşkı.
Her hücreme girmelisin. Aşk kaçağı değil, aşk mahkumu olmalısın. Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara.
Kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına...
(Mehmet Coşkundeniz)

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

yoksun yokum yokuz

cnr | 06 Haziran, 2008 10:29






Avuçlarımda uçurum kokusu,
Kendimden düşüyorum.

Bir masala uzanıyor sevmelerim,
Aşktan çaldıklarım dikiliyor karşıma,
Kaçak şehirlerin adressiz yüreği oluyorum.

Hadi gir cümlelerime,
Ayaklandır tüm kelimelerimi,
Seni taşıyan kambur harflerin alnından vur.
Gecenin tüm karanlığını devir üzerime,
Şah damarlarımın sıcaklığını kes,
Buz tutsun bedenim.

Gözlerinin kaldırımlarından düşür beni,
Yağmala yüreğimdeki tüm sevmeleri,
Kalp atışlarıma ihanetini düşür,
Dudak titreyişlerime aldanışlarımın kelimelerini sığdır.

Bana şiirler yazdıran kadın
Hadi alkışla kendini,
Yalan karıştı gerçeğe,
Aldanışlarıma sığdır yarım kalmış tüm yalanlarını.
Gözlerime göm aldatışları,
Hadi adını sen koy sol yanımdan aldığım darbenin.

Uğruna ölmeyi göze aldığım uçurum çiçeği,
Şimdi senden düşüyorum,
İçimi acıtan ayazlardan bile keskinsin.

Boğuluyor şarkımız yutkunuşlarımda,
Dilim dikenli bir tel,
Tüm duvarlarımın çığlıkları devriliyor üzerime,.
Söyle bana hangi acıya başkaldırmam gerek? .


Elimde yarım kalmış bir şiir.
Senli zamana asıyorum yüreğimi
Çığlıklarımdan vuruluyor benliğim.
Hadi tüm yalanlarınla alkışla beni
Boğ yalanlarınla tüm masumiyetimi.


Sen Kötürüm bir zamanın yaşananları ; kirli bir dünyanın çıkarısın artık.



Oysa benim sana olan sevdam.
Bir cami avlusunda bırakılmış çocuk gözlerindeki masumiyetti,
Yükselen ezan sesi kadar berraktı sana,
En masum hallerimin gölgesinde yaşıyordum seni.
Kimseye anlatmadan, aldatmadan!

Ve şimdi çocuk kalbim yarasa sürüsü tarafından katlediliyor,
Geceyi kanatıyor bakışlarım,
Pimini çektiğin yüreğim kan kaybında.
Tüm siyahlar artık benim.
Rengi yok yaşanmışlıkların,
Hak ettim!
Sevdim...
Haykırışlar yetmese de kırılışlarıma,
Sorgusunu bitiremeden sen düşüncelerinin alnından vuruyorum.
Yoksun, yokum, yokuz.
Bitti.

Posted in Genel . Yorum: (1). Trackbackler:(0). Bağlantı

bir umut kaç şeker

caner | 16 Mayıs, 2008 20:07 Kalbimde bir ağrı var yine bu akşam ...
Seni düşünmek mi sebebi yoksa sensizlik mi , bilmiyorum !
Bilemediklerim boğazımı sıkıyor sanki nefes alamıyorum !


Bu kadar sevilmeyi hakettin mi sen ..
Böyle kocaman olmayı ..
Böyle vazgeçilmez kılınmayı ..


Kendimden çok ben bilmişken seni ,
Sen-imi de alıp gittin benden !
İnanmadım önce , inkar ettim , direndim ...
Varlığın bildim yokluğunu , sevindim !
Geçicek dedim , biticek ..
İki uçurumu birleştiren köprüler mutlaka inşa edilecek !


Arazi uygunsuzmuş ,
Şartlar elvermemiş ,
Yapılsa da zaten bir gün mutlaka çökecekmiş ,
Dinlemedim !


Sen olasın diye yok saymak gözüme sokulan bütün gerçekleri ,
Kanatıyor artık beni !


Senden ötesi var iddiasıyla bileniyorum ..
Daha çok sevilesi ,
Daha çok sayılası ,
Adına daha çok aşk konulası bir öten var ,,,
Biliyorum!


Ama artık , bildiklerime inanmak da istiyorum !


İki şeker versem kandırabilir miyim içimdeki çocuğu !
Daha umutlu , daha mavi yarınlara uyanmaya ikna edebilir miyim onu !


Tüm uygunsuz şartlara rağmen kurulan köprüler yıkılalı çok oluyor ....


O kocaman enkazın altında kalıp da aldığım yaralar artık iyileşiyor ....


Zaman acıyan yanlarıma üflüyor sanki , yangınım soğuyor ....


Yeni köprüler kurmalı artık !!
Temelleri sapasağlam olan yeni köprüler ...
Ne kadar sarsıntı yaşarsa yaşasın hiç yıpranmayacak köprüler ...
Umutlarımla yollarımı yeniden kesiştirecek köprüler ...



Ya içimdeki çocuk ...
Kandırabilir miyim onu !



Ben bir süreliğine yokum hayat ,


Dünyadaki bütün şekerleri toplamaya gidiyorum .......

Posted in Genel . Yorum: (2). Trackbackler:(0). Bağlantı

son haykırışım bu hoşçakal

caner | 16 Mayıs, 2008 19:20




Sen yoksun artık karanlık gecelerimde...Sen yoksunya sevgilim, haksızlıklar vurur oldu yüzüme,karanlık çarpar oldu gözlerime.Daha sensizliğin karanlığına alışmadan ışıklarımı söndürdün.Sigaranın dumanını sensizliğe çekerim her seferinde,çekerim ama senin bana verdiğin tadı vermez ki...Karanlık bıraktın beni sevgilim sensizliğe damlar oldu gözyaşım...Silen yok gözümün yalnızlıkları...Sevdiğimiz şarkıyı yüreğime merhem yaptım genede geçmedi..Meger sensizlin acısı yüreğimede vurmuş.







Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 700x470 px Ve Boyutu 109KB.



Yalnız gecen her günüme,sensiz gecen her günüme lanetliyim bu gece..Bu gece son gecem biliyorum ve senin tadını almayacagını ve bana zehir olacagını bile bile bir sigara daha yakıyorum yoklugunu bir nefes daha çekiyorum sevgilim...Artık dönmeyeceksin açmayacaksın karanlık dünyamın ışıklarını biliyorum ''Başkasına yar oldun'' biliyorum..Beni kahreden yoklugunda kendimi avutan resmin.Nasıl olurda yüreğimin biraz olsun ışını yaıp aydınlatan o güzel gözlerini fırlatırım odamın her bir köşesine...Karşı koyamıyorum duygularıma..Odamın her bir yanında sensizlik evimin her bir köşesinde sessizlik...Çığlıklarım isyan nefretim sevgime dönüştü..Kor gibi kaytın bedenimi kül ettin hayallerimi..Yemininle başlayıp yalanınla biten her sözünü unuttum ben,Sende benim her kelimemde seni sevdiğimi her bitişimde yüreğimin karanlıklarını unut...




Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 842x671 px Ve Boyutu 94KB.
''Duvarlarmıydı sensiz geçen gecelerimin yargıcı''...



Her beton yumruklarım ve sensizliğe akan yaşlarımla dolu..Yargıcı oldum gecelerin sensizliğin sessizliğin köpeği oldum...''Yetmedi''..Varlıgınla yoklugunun arasında ki fark neydi biliyormusun? ''Sendin'' Aslında ikisindede yokmusunda haberim yokmus,aslında ben başından beni sensizimde haberim yokmuş..Peki neden söylemedin geldiğini habersiz girdin yalnızlığıma.Dönüşü yok bu karanlık cehennemin biliyorum,dönüşü yok sensizliğin biliyorum...Şimdi gitme vakti sevgilim ihanetinin bedelini son boş kalan betona vurarak ödüyorum..İçimin senden ibaret çokluğuna gelince,damarlarımda akan sana gelince...Tıkadım artık şah damarlarımı gömdüm yüreğimi sessizliğin mezarına....Ayak seslerin hala evimin içinde yoklugun hala bedenimde..Sahi sen ne zaman çıkacaksın benden çekip gideceksin gözlerimden..Ağlamak mı tek çare yalnızlığın çığlıklarını haykırmak mı soluksuzca..Denedim her sensiz geçen saniyeye inan eriyip bitmekten baska bi işe yaramıyor...Şimdi gidecek yerim yok senin yüreğine gidemiyorumya eğer oraya gidemiyorsam gidecek hiç bir yerim yok demektir...
.
Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 650x550 px Ve Boyutu 200KB.



''Musaallah taşımı bana yakışan..Yoksa yokluğunda ki ben mi''...



Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 852x533 px Ve Boyutu 203KB.


Nefesim daralıyo yoklugunda, daha gidişinin ilk gecesi ve senin yoklugunu anlatıyorum gecenin yalnızlığına..
Daha dün gece gittin, ayak seslerin hala evimin, sensiz gecerek attığım her yumruk, odamın sesizliğinde...Ne zormuş yenilgiyi kabullenmek ne zormuş kendini bile bile mezara gömmek...



Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 800x600 px Ve Boyutu 174KB.


''Ben bu gecenin yargıcı,sen bu gecenin mahkumu''


Ne zormuş adımlarım,attım her adım yoklugunun acısını gözteriyor bana...Artık her saniye ağlamayacağım,üzülmeyeceğim diyorum ama her seferinde yalan oluyor..Baksana sevgilim daha gözyaşlarım kurumadan,evimdeki her hasretine bir yumruk sensiz gecen her sanıyeye lanet bedenime işleyen san'a bile akar oldu nefretim...Geriye dönüp bakacağını biliyorum sende benim için yazacaksın bensizliğe akan her kanı duvarına,ama herşeyin çok gec oldugunu anlayacaksın.Sensiz kaltım bu sabah açmadım perdelerimi isyanıma isyan karanlıma karanlık bitişime bitmişilik katmak için...Pişman olmadım bu durumumdan kendime yaptıgım eziyetten bak gene sensizliğe doldu gözyaşım,sesizliğme aktı haykırışlarım...







''Benim haykırışlarmın son bulduğu yerde bitmez tükenmez cehennemliklerim var.''



''Son haykırışım bu'' ''Hoşçakal''

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

Aşk ve Sevgi Resimleri

cnr | 16 Mayıs, 2008 15:04















Standart























































 
 
 
 

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

eğer

cnr | 27 Nisan, 2008 19:04 O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,

Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı EĞER..! !



alntdr...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

acı çekmeyi sevdik

cnr | 27 Nisan, 2008 19:03 Bu son ayrılışımız olacak
Ellerimiz bir daha elveda
Diyerek ayrılmayacak
Canımız bir daha bu denli yanmayacak
Sözlerimiz anlamını yitirmeyecek
Gözlerimiz bir daha yalan söylemeyecek
Bir başka kalplerde
Yaşayacağız sevgimizi,
Bir daha asla birlikte
Olamayız Unutma bu son ayrılışımız
Biz hiçbir şeyin değerini bilmedik
Doğru dürüst sevmeyi bile beceremedik
Bir rüyaydı geldi geçti sadece...
Yaşamadığımızı farz et
Gerçek şu ki gönlüm
Şimdiden sana hasret.
Biz bitti dedik ama bitmedi
Ya kalplerimiz acaba onlar silebildi mi kalbinden sevgimizi?

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

kimsenin duygusuz olduğunu zannetmeyin

cnr | 27 Nisan, 2008 19:03 çok güsel br yası okumanızı tavsiye ediyrm
yorumlarnzı bekliorum arkdslar....

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti.
Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.
Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti.
Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.
Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’
Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu.
süratle giyinerek dışarı çıktı.
Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.
İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.
Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize...’

BULUSMA VAKTI...

Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra
karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.
Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk
sırasında hiç konuşmadılar.
Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti.
Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını...
Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de
oturdular.
Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.
'Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam gözlerini
kaçırarak ’Evet’ dedi.
Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi.
Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’
diye sordu.
Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi.
Genç adam söze başladı...
’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için
yazdığım şiiri okumak istemiştim.
Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin. Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.
Özür dileyip telefonu kapatmıştım.
Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin.
Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim
yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin.
Hatırladın mı?’’

DUYGUSALLIGI SEVMEM...

Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.
Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye
yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.
Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire
falan olamazsın.
’ Genç adam devam etti...
’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel
sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç...
Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.
Duygusallığı sevmeyebilirsin.
Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.
Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.
Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksam her gece yani seni andığım
her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.
’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?
’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden.
Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.
’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum.
Olamazsın da...

BIZ AYRILMALIYIZ.

Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı,
’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’
Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.
Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi.
Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili
uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek
’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur...’ dedi.
Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve
uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi.
Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki
yabancıydılar.
Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’
dedi.
Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen
kalkabilirsin’ diye yanıtladı.
Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı.
Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam
’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.

’BEN DOGRU YAPTIM..."

Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.
Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.
Odasına girdi.
Gece bitmek bilmiyordu.
Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.
Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.
Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama
vardı.
Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj
sevgilisindendi. Heyecanla mesajı

açtı, şunlar yazıyıyordu,
"sadece onları sevmeyi sevdim,
hepsini onlarsız yasadım da,
bir sensiz yaşayamıyorum,
bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum,
sana yemin güzel gözlüm,
bir tek seni sevdim,
ve seni severek öleceğim
elveda birtanem...

Genç adam şaşırmıştı.
Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın
besinde yazmıştı.
Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.
Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilir miyim?’’Dedi.
Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de...
’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.
Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.
Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini
asmıştı....’
YIĞILIP KALDI...
Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.
Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi.
Olduğu yerde yığılıp kaldı...
Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.
Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.
Doktor yanıt verdi...’Haaa o mu? Üç ay önce
getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.
O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.
Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.
Geçenlerde merak ettim.
O uyurken gönderdiği numarayı aradım.
Numara 3 ay önce iptal edilmiş.
Gelen mesajlarda bir şiir var.
Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla
şiiri yazan çok duygusal biriymiş...

"çevrenizdeki insanların ne hissettiğini ya da ne düşündüğünden o kadar emin olmayın,bazen bir kalbin, içinde neler sakladığını öğrendiğinizde
herşey için çok geç olabilir..."


alntdr...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

bence sevgi

cnr | 27 Nisan, 2008 19:02
Hayatta hep bir şeyler vardır insanı yaralayan. Bazen hiç tanımadığınız birisinin göz ucuyla farklı bir bakışı yaralar. Bazen de içine yerleştirdiğin o büyük sevginin sahibi hançeri saplar yüreğine, çıkartmaz bırakır sapladığı yerdeki her an canın daha fazla yansın diye. Sen çıkartmak istedikçe de sana sevgi gösterisi sunarak gelir yanına ve hançeri derine iter biraz daha. Böylece canın devamlı yanar. Yara sürekli kanar.

Oysa bilmez ki sevgi sevgiliye sunulan bir hediyedir. Kabul etmesi ya da etmemesi önemli değildir. Önemli olan sevginin gösterilme şeklidir. Sevmek illa beraber olmak değildir. Önemli olan sen yokken bile seninle olabilmesidir. Bunu hissettiğin an işte gerçek sevgiyi buldun demektir.

Bazen işte buldum dersin ve bütün çıplaklığıyla onun önüne serersin o ise bunu görmez ve içini acıtacak en kötü kelimeleri sıralar arka arkaya.

O zaman sevgi acıdan başka bir şey olmaz seven için. Keşke herkes sevgiyi riyasız yaşayabilse. “seni seviyorum” derken sadece dudaklardan dökülmese. Gözlerde de yazılı olsa bu sevgi.

Ama bazı insanlar var ki gözleri dillerinden daha önce yalan söylemeyi öğrenir. Sevgiyi görmediğinde


sevgi acı,sevgi vefasızlık, sevgi hüzün olur.

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

son mektup

cnr | 27 Nisan, 2008 19:02 Son Mektup...
GENÇ KIZIN BİRİNCİ MEKTUBU

Merhaba askim.Suan odamdayim ve seni düsünüyorum.Aklima sen geldin ve yaziyorum.Bugün 3 Aralik Cuma sasirdin degilmi askim.Yillar geçti ama yine ben seni seviyorum.Belkide kaç Aralik geçirecegim sensiz.Sen yüregimde,canimda,kalbimdesin.Sakin kizma askim,Bu mektubu okuyunca seni ne kadar çok sevdigimi anlayacaksin.Sakin mektubu okumadan yirtma askim.Hiç olmazsa seni sevdigimi düsün.
Arkadaslarina;
Beni delice seven bir kiz var.Ben onu sevmesemde o beni seviyor.Benim için ölür.Ben onun ilk askiyim.Karsiliksiz yasadigi aski kagitlara dökmüs.Her gece benim için agliyor adima siirler yaziyor dersin askim.
Iste bunlari söyle askim.Inanmazlarsa mektubu göster.Herkes bilsin seni sevdigimi.Artik utanmiyorum,korkmuyorum.Baskasinla beraber oldugunu biliyorum.Ve sana son olarak sunu söylüyorum.
"istesende istemesende ölene dek sene sevecegim askim


GENÇ ERKEĞİN İLK MEKTUBU

Bugün 5 Aralik.Sen bana "askim"dedin.Ama ben sana demeyecegim.Çünkü hiç bir zaman askim olamazsin.Sana ettigim bir teklifle seni sevdigimi sandin.Ben kimseyi sevmem kizim.Seninle ilgilendiysem bu seni seviyorum anlamina gelmez.Bana mektup yazman büyük cesaret.Beni sevdigini biliyorum.Ama bu senin suçun.Sana ümit vermedim.Ne kadar da cesaretlisin.Hemen bana baglanmissin.Ne de olsa ilk askinim degil mi?Çok komiksin."Ask" diye bir sey yoktur.Bunu bilmelisin.Seni sevecegimide bekleme.Beni unut.Mektubuna cevap yaziyorum diye ümitlenme.Sunu kafana sok.Seni sevmedim,sevmeyecegimde.Bu yazdiklarimdan sonra beni unutursun heralde.Duydum ki sikintidan sigaraya baslamissin.Sigara içmen çözüm ,degil.Ne yaparsan yap hayaline kavusamayacaksin.Sana son sözüm beni unut ve herseyi bitir.



GENÇ KIZIN İKİNCİ MEKTUBU

Merak etme askim.Senin dedigin olacak.Herseyimle beraber seni de bitirecegim.Artik seni rahatsiz eden biri olmayacak.Sonkez bir sey istiyorum senden.Sana gönderdigim bu mektupla beraber defteride oku.Sonkez bunu yap.Sana yazdigim siirleri,hayalinle agladigim o geceleri ve adina yazdigim defteri sonkez oku.
Okuda seni gerçekten sevdigime inan.Dönüsü olmayan bu yolda pes etmeyecegim.Seninde dedigin gibi herseyi bitirecegim.Ama seni unutacagimi aklindan çikar.Bunu bana kimse yaptirmadi ve sende yaptiramazsin.Seni unutamam askim.Sana sonkez "askim"diyorum.Senin için önemli olmasada.
ELVEDA ASKIM.





GENÇ ERKEĞİN İKİNCİ MEKTUBU

Bugün 7 Aralik.Merhaba "askim".Bak sana "askim" diyorum.Çünkü artik seni seviyorum.Bana gönderdigin defteri okudum.Ve sevgine hayran kaldim.Anladim ki ben ancak seni sevebilirim.Çünkü beni senden fazla seven biri olmaz.Hep benden duymak isterdin "seni seviyorum" kelimesini.Iste söylüyorum ve "seni seviyorum askim".
Mektubu okuyunca sasiracaksin.Ama çok sinirleneceksin.Ilk mektubuma aldirma,beni bu kadar çok sevdigini bilseydim..........neyse bosver bunlari.Bana hemen cevap yaz.Sen bana "elveda"^dedin ama ben sana "benimle evlenirmisin" diyorum.Çünkü biliyorum ki hayatinda duymak istedigin ilk söz bu.Seni seviyorum askim cevabini bekliyorum.



GENÇ KIZIN ARKADAŞININ YAZDIĞI MEKTUP

Merhaba genç erkek.Ben mektup yazdigin kizin en yakin arkadasiyim.Sana söylemek istemizdim ama "seni seviyorum" dedigin kiz yok artik.Onu iki kez öldürdün.Birincisi yasarken,ikincisi gerçekten öldü.O kiz 5 Aralik'ta intihar etti.Son mektubunu okumadan.Sana ancak sunu söyleyebilirdi;

........................................."SON PISMANLIK FAYDA ETMEZ''

Posted in Genel . Yorum: (4). Trackbackler:(0). Bağlantı

al sende dursun

cnr | 27 Nisan, 2008 19:02 Çok zor gelecek bana bu ayrılık
Bilemem
Yaşayabilirmiyim sensiz bir fiil
Bitmiştir aramızdaki aşk
Ve koymuştur noktayı
Aramızdaki aşka bu şiir.

Bu şiiri sana yazdım ayrılırken
Al sende dursun
Bir şarkımız olmadı söylediğimiz
Bari bir şiirimiz olsun

Bir hayalım vardı senle aşka dair
Başlangıç hemen hemen aynı
Ama sonu bu değil
Bir hayalım vardı aşka dair
Eni konu bir delikanlı sevdası
Ne masaldı
Ne bir sihir

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

bir cümlelik yerim varmı

cnr | 27 Nisan, 2008 19:01
“ Aşk tarafsızlığını yitirmişken,
Yamalı yüreğimi iade ediyorum karanlığa..
Heybemde hüzünlerimle gidiyorum.
Olur da bir gün aramak istersen beni,
Bir ömür uzaklıkta zannetme..
Ben sana bir nefes kadar yakın olacağım...
Çünkü ben “ sekiz harfli “ adında
“ Sana “ yaşıyor olacağım ... ”


Yüreğimden tuza bandırılmış acılarımı elerken yine şehrimin soğuk kaldırımlarına bırakıyorum sensizliği. Sensizim. Senden sonra tüm sokaklar tek adresim. Öznesizim. Senden sonra tüm cinayetlerin tek failiyim. Davasını kaybetmiş sanık gibi boynu bükük cümlelerim.Sanki ayaklarından vuruldu geleceğim..(D)üşüyorum uluorta.. Soğuk kaldırım taşlarının arasına doluyor yol yordam bilmez harflerim..Kan revan içinde mevcudiyetim..Aşk tarafsızlığını yitirirken ben sensizliğin iktidarında sonumu hazırlıyorum..Eyyubvari susuyorum en yalın halimle.İçi kalabalık “ susmalar biriktiriyorum yüreğimin ipsiz uçurumlarında. Susuyorum olmuyor, konuşuyorum olmuyorum..Güpegündüz vuruluyorum sol yanımdan..Eksiliyorum yüreğinden / siliniyorum cümlelerimden. Yitip gidiyorum sensizliğin paragraf başlarında. Bu aşkın mağlubu ilan edilsem de, nafile..Eksiliyorum cümlelerinden..Siliniyorum adreslerinden...

Şimdi benden uzaklardasın..Bensiz olman senin için hiçbir şey ifade etmiyor. Etmemeli zaten. Ama “ sensizlik “ bende o kadar büyük ki; hiçbir kalıba sığdıramadım senli mutlulukları..Yokluğun öyle büyük yara ki; hiçbir kelimeyle dolduramadım bıraktığın boşlukları. Şimdilerde seni “ sensiz “ yaşatabilme azmi ile doluyum. Bizzat senin sözlerinden alıntı yaparak “ direniyorum yalnızlığına. ” Kaybetme pahasına sensizliği giydiriyorum omuzlarıma..Ayrılığın zafer çığlıkları kaplasa da etrafımı, ben yenilgiyi kuşanıyorum üzerime..Biliyorum ki; sonunda yalnızlığa boyun eğsem de, bir cümlelik yerim olacaktır yüreğinin derinliklerinde.. Gözlerim Filistin gibi ağlamaklı olsa da, yenilginin perde arkasındaki gizli zaferlerim İstanbul gibi boynu hep dik duracaktır tarihin tozlu sahifelerinde...Sensizlik yüreğime galebe gelse de, bu savaşta kazanan ben olacağım..Çünkü yüreğinin iç cebinde kefenini taşımayanların, tozlu meydanlarda zaferlerle anılmaya hakkı yoktur..Sebebim bensiz varlığın olmuşken örtün üzerimi..Kefenim yüreğinden kesilmişken kefenleyin yaralı bedenimi..

Bu satırları yazarken perdelerime gece misafirliğe geldi..Duvarlar siyaha boyanırken ben hala varlığının aydınlığında birşeyler karalıyorum satırlara..Basit cümleler kurarken karanlığı hesap edemedim..Cümlelerimin üzeri karanlık olsa da sen gözlerinle aydınlat sözlerimi.. Gitmeliyim şimdi..Kaçak bir yüreğin yıkımını gözlerimde görmeden gitmeliyim..Sığınmadan gözyaşlarıma toplamalıyım benliğimi. Sensizliğin en çok kanadığı geceyi yüreğime gömüp sabah seni “ sensiz “ sevmeye kaldığı yerden devam etmeliyim...


Gecenin infazındayım..
Gözlerimde uykusuzluk,
Çöllerimde susuzluk varken,
Dudaklarında soluyor geleceğim...
Oysa ben sana geliyorum sevgili..
Adımlarım ürkek olsa da
Yollarım sana,
Sabrım sana..
Biliyorum bu firar girişimi..
Sana gelen vagonlara kaçak bindim ben..
Farkındayım...Biletsizim..
Bir o kadar da öznesiz..
Urbamda fakir yüreğim,
Avuçlarımda hüznüm sana gelmekteyim...
Senden ne bir ömür istiyorum
Fakir yüreğime feda edilecek,
Ne de bir ten diliyorum
Acılarımda heba edilecek...
Sadece benle başlayıp senle biten cümle..
Sana geliyorken,
Yüreğinde “ bir cümlelik yerim “ var mı ?

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

aşk konuşabilmektir

cnr | 27 Nisan, 2008 19:01 Aşk Konuşabilmektir



Aşk denen efsunlu hâli başlatan gözse; onu görünür kılan, yaşatan,
büyüten de sözdür. Söz hem örter aşkı hem gösterir.
Aşk dile gelmek ister, söylenmek ister.
Platon tam olarak ne demek istemiştir bilmiyorum ama platonik aşktan
anlaşılan 'sevdiğini söylememek'se buna itirazım var benim.
Yeryüzünde söylenmemiş, sevgilin ve dahi hiç kimsenin haberi olmamış
bir aşk var mıdır ? Yahut ona aşk denir mi ?

Aşk, bir çift göz, zifir saçlar, içli bir bakış mıdır ?
Yahut güzel BİR VÜCUT, ince bel midir ?
İnsan bunlar için mi âşık olur ?
Size bir sır vereyim mi ? İnsan konuşabileceği birine âşık olur.
Aşk fena hâlde konuşma arzusudur. Sevgililer durmaksızın konuşmak,
isterler. Heyecanla, coşkuyla, gözlerini yıldız yapıp nehir gibi,
Irmak gibi konuşurlar, anlatırlar.
Konuşacak bir şey kalmadığında, aşk biter !

Eğer sevgililerin konuşacak bir şeyleri yoksa ortada aşk da yoktur.

Yalnlızlığı gidermek değil midir bir yerde aşk dedikleri şey ?
Herkes bir başına olmayı ister çoğu zaman ama kapıyı anahtarla açmak koyar
herkese. Konuşacak birini arar.

O bazı başlangıçlarda olan susup bir şey diyememe donakalma durumu da
gelecekteki nice konuşmalar için bir 'es'tir sanki.

Söylenmeyen şey unutulur. Üç beş yaşlarında yaptığınız yaramazlıkları anneniz,
babanız, halanız, dedeniz o kadar çok anlatmıştır ki aklınıza kazınmıştır artık,
yetmiş yaşına da gelseniz unutmazsınız.
Oysa kimseye -kendinize bile- anlatmadığınız çok değil birkaç önceki bir olayı
belleğinizin anımsaması çok zor olacaktır.
Aşk, söylenmezse yalan olur, söner alevi.


Almodovar'ın çok güzel bir filmi var: Konuş Onunla. Benim söyleyip isteyip de
beceremediğimi sinemanın eşsiz diliyle anlatır o filmde usta yönetmen.

Söz yoksa, kelimeler yoksa aşkdan söz edemezsiniz.

Aşkla olmadı mı evren, kelimelerle yaratmadı mı herşeyi Tanrı ?
" Kûn " demedi mi ?
Adem'e en başta sözcükler öğretilmedi mi ?
Aşk kelimelerle yaşar, kelimelerle doğar, kelimelerdir aşk..

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

beklemek iyidir sabretmeyi ezberletir

cnr | 27 Nisan, 2008 19:01 ekliyorum ben de sabırla.
Bazen, ellerimi göğe açıp dualarla.
Bazen içip içip dünyaya kafa tutan isyanlarımla.
Seni bekliyorum yalnızca.
Bildiğim, artık sadece yapmam gerekenin bu olduğu.
Bildiğim, başka bir yol deneyince ruhumun yorulduğu.
Elimde biletim, içimde susturamadığım beklentilerimle, havaalanında, tren garında, otobüs durağında, vapur iskelesinde kayıp bir yolcu gibiyim.
Söylesene nereye gitmeliyim?
Kime kızmalıyım?
Kime gücenmeliyim?
Yoksa senden ilelebet vaz mı geçmeliyim?
Beklemek son birkaç asırdır tek ezberim.
Bazen, kardan önünü görmeyen ya da yağmurun dövdüğü veyahut sardunyaların güneşe güldüğü penceremin ardında duruyorum bilinçsizce. Boşluğa takılıp soruyorum kendime, "Mevsimler bile değişirken kaderim niye değişmiyor?" diye.
Kimi zaman yüzüm sırılsıklam, kimi zaman gözlerimin içinde yüzen yakamozlarla bakıyorum yola
Kapımın önünde buluşanlar, yokuşta yorulup soluklananlar, annesinin çekiştirdiği çocuklar, babasının omzundan sağa sola kıkırdayan minik kızlar, evlere servis yapan garsonlar, postacılar, sucular...
İçerde hayat nasıl durmuşsa, dışarıda devam ediyor. İnadına.
Öyle bir batıl inanç ki gelecek olman. Ama bekliyorum işte.
Falcılar kahve telvesinde seni arıyor. Ben sokaktaki gölgelerde, ayak seslerinde...
Gelmiyorsun yine.
Ama caymıyorum senden. Koymuyorum yerine yeni birilerini. Sevemiyorum sana ait olmayan başka gözleri.
Tarot kartlarında, kahve fincanlarında izini sürmekteyim.
Yılmadan, yıkılmadan, utanmadan ve korkmadan.
Gözüm yolda, kulağım merdivenlerdeki en ufak hışırtıda. Zavallı kadıncağız. Çok defa göz göze geldim ev sahibimin şaşkın suratıyla. Yarım ağız bir "nasılsınız" deyip, havadan sudan sohbet edip örttüm kapıyı yüzüne. Yaktım bir sigara daha. Tünedim yine cama.
Kanımla, kemiğimle, dişimle, tırnağımla dik durmaya çalışarak yolunu gözledim bir gece daha. Elbette zor. Tabi ki ölmek kadar kolay ve çabucak değil bilinmezlik.
Acı veriyor. Ağrıdan sızıdan yataklara düşürüyor elbet.
Boynumu büküp, elimi ayağımı, soluğumu kesiyor ama katlanıyorum işte.
Öldürmeyen her şey güçlendiriyor en nihayetinde.
Bir gün geleceksin biliyorum. Ama hangi ışıkta, hangi mevsimde, hangi şarkıda onu çözemiyorum.
O vakte kadar geçen her saniye öfkemi üçe beşe katlıyor. Hüznümü bilmem kaç misli artırıyor. "Artık gelse de ne değişir" diyorum; "İnanacak mıyım sanki her sözüne?"
Senden nefret etmek için milyon tane sebebim varken, ben seni sevmem için gerekenleri ayıklıyorum içlerinden.
Bitmiyor umut, bitmiyor sevda.
Geceleri görünce seni rüyamda "Tamam" diyorum "İşte bir işaret daha".
Toplayıp tüm ipuçlarını koyuyorum yastığımın altına.
Ne olur, zahmet olmazsa eğer, bu gece de girer misin rüyama?

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

1 2 3 4 5 6 7 8  Sonraki»