sakın kimseye seni seviyorum demeyin
cnr | 27 Nisan, 2008 18:56
Lütfen. Kullanmayın artık bu sözü. Başka bir şey deyin birbirinize onun yerine. Duygularınıza daha denk düşen bir şey... Benim aklıma gelmiyor ama siz bulursunuz. Ne de olsa sizin duygularınız...
''Seni seviyorum'' öyle ''Kendine iyi bak'' gibi bir söz değildir. Laf olsun diye söylenen...
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde hakkını vereceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o biri en az tuttuğunuz takım kadar önemli olacak hayatınızda.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, bir saat eksik uyumayı göze alabileceksiniz onu daha çok görmek uğruna.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, elini tutmak da önemli olacak başka şeyler kadar.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ''Sevgilimsin'' de demiş olduğunuzu bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onu özleyecek, düşünecek, merak edeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, onun gözü telefonda (evet, cep telefonu çıktığından beri kulak değil gözler telefonda) aramanızı beklediğini unutmayacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, aynı zamanda ''Free takılalım'' da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz ''Ben almayayım, alana da mani olmayayım'' demeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, aynı zamanda ''Free takılalım'' da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz ''Ben almayayım, alana da mani olmayayım'' demeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona sürprizler yapmayı, ufak hediyeler almayı ihmal etmeyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, ona şiirler okuyacak hatta kabiliyetiniz varsa, yazacaksınız da.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, şarkıdaki gibi, ellerinizde çiçeklerle kapısında bekleyeceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, belki ömrünüzün sonuna kadar değil ama hiç olmazsa yarın, öbür gün de seveceğinizden emin olacaksınız.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, aynı zamanda ''Free takılalım'' da diyemeyeceğinizi bileceksiniz.
Birine ''Seni seviyorum'' dediğinizde, o aşktan söz ederken siz ''Ben almayayım, alana da mani olmayayım'' demeyeceksiniz.
Nasıl?
Çok mu zor?
Fazla mı zahmetli?
İnsanın birini sevip sevmediği tam da böyle belli oluyor arkadaşlar. Sevmeyince ''iş'' gibi geliyor bütün bu saydıklarım.
O zaman ''Seni seviyorum'' demeyeceksiniz. Bu kadar basit. Bir gün farkında olmadan bütün bunları yapıyor olduğunuzu görünceye kadar.
Şimdi ''Ne var bunda? Keşke herkes birbirine bolca 'Seni seviyorum' dese'' diye düşünenler olacaktır.
İyi. O zaman birbirini gerçekten sevenler yeni bir söz bulsunlar söyleyecek. ''Seni seviyorum'' orta malı olsun. Zaten oldu olacağı kadar
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
yaşıyormuş gibi yapıyorum
cnr | 27 Nisan, 2008 18:55 Sen varken yaşıyormuşum.Oysa şimdi,
Hasretinin gölgesinde kalmış bu şehir de
Yaşıyor gibi yapıyorum sadece.
Ya, neşeli şarkılar terk etmiş gittiğim bütün barları
Ya da ben seçer olmuşum, hüzünlü şarkılar çalanlarını
Her neyse, yaşıyor gibi yapıyorum dedim ya.
Unuttum çıplak ayaklarımla karda yürümeyi
Denemedim değil, denedim de
Nedense üşüdü ayaklarım
Yağmurlarda ıslanmak sen varken güzelmiş
Sen varken kokuyormuş tüm çiçekler
Senin bakışlarınla renk alıyormuş kelebekler
Gri bir gökyüzünün, siyah martısıyım şimdilerde
Uçmayı da unuttum ya
Uçuyor gibi yapıyorum sadece
Kaldırımları neden siyaha boyadılar bilmiyorum
Evlerin pencerelerinde neden çiçekler yok
Ne oldu bu şehre?
Güneş doğuyor mu acaba?
Ben bir seni özlerken!
Unuttuğum sabahlar haksız mı?
Arayıp sormuyorlarsa beni!
Haksız mı bu şehir? Kaybetmişse rengini!
Ve yaşıyor gibi yapmak ne demek
Bilir misin ?
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
söz vermiş aşklara
cnr | 27 Nisan, 2008 18:55sonu yoksa sevdanın çok görme...
yüzümdeki...
çocukluğumdan kalma tebessümler...
neye yarar...
sen ellere vermişken sevdanı...
bedel olsun yaşatmadığın aşka...
bir damla gözyaşı...
.....
sensiz geçen yılları yok saymışım ya! korkuyorum!
daha ölüm yok serde!
bi kere daha şahidim olsun ki, deniz yıldızlar ve gökyüzü! dönmeyeceğim! gururum yemin olsun sevdiğime!
.....
ben ağlıyordum o gece
sana değil hayaline akar gözyaşlarım
silmesen de olur...
gözyaşımı yağmurlarda gizledim
ne olur gelme
terk etme beni acıya
taşımaz yüreğim
baharlar ertesi senden kalan bir hicran yarasına daha
ne olur gelme sevme bir daha!!
.....
seni bulmak umuduyla... arıyorum seni...
izleri kaybolmuş yüreğimin sevda çıkmazlarında...
sonra göçebe hayaller karşılıyor beni...
gözlerimle ılık bir yaz yağmurunda...
sensizliğe inat her sevdanın şakağına silah dayadığımda...
.....
varsın ölüm senden gelsin!
hüznüm sürgün, sevdan bir ömür esir bende!
Posted in Genel . Yorum: (6). Trackbackler:(0). Bağlantı
aşıkmısınız
cnr | 27 Nisan, 2008 18:54 Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...Bu aşk değil !
.... HOŞLANMAKTIR....
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız
Bu aşk değil !
....ARZULAMAKTIR....
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil !
....YALNIZLIKTIR....
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil !
....SADAKATTİR....
Size sıcak yakın davrandığı için onunlaysanız.
Bu aşk değil !
....KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR....
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil !
....ACIMAKTIR....
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız
Bu aşk değil !
....ARKADAŞLIKTIR....
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil !
....KOCA BİR YALANDIR....
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız
Bu aşk değil !
....YARDIMSEVERLİKTİR....
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa
....İşte bu AŞKTIR....
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız.
....İşte bu AŞKTIR....
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
....İşte bu AŞKTIR....
Başkalarını da çekici bulmanıza rağmen hiç pişmanlık duymadan onunla kalmaya devam edebiliyorsanız.
....İşte bu AŞKTIR....
Posted in Genel . Yorum: (1). Trackbackler:(0). Bağlantı
can yücel özledim seni
cnr | 27 Nisan, 2008 18:54Beynimi uyuşturuyor özlemin...
Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl
içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.
Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
sürekli bir boşluğa dönüşüyor.
Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup
seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...
Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak,
bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken...
Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...
Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler,
geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına
yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...
"Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak,
doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde...
Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi,
"O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."
Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...
Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...
Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek
ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...
"Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın
mutluluğa" demek sana ne zor...
Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden,
sesin, kokun hala beynimdeyken...
Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...
Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın
arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı,
yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı,
onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına,
arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...
Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla
uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...
Yokluğunu beklemek, ne zor...
Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde
üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp,
terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak
sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak
ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden...
Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe
dönüşmesinden hicran duyuyorum.
Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde,
terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da
yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak,
yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek
ve "Dön bebeğim" demek istiyorum:
"Geri dön... Kulüben seni bekliyor..."
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
aşk nedir
cnr | 27 Nisan, 2008 18:54 Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...Bu aşk değil HOŞLANMAKTIR
Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız ..
Bu aşk değil ARZULAMAKTIR
Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil YALNIZLIKTIR
Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil SADAKATTİR
Size sıcak , yakın davrandığı için onunlaysanız...
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR
Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil ACIMAKTIR
Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIKTIR
Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALANDIR
Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız...
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİKTİR
O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa ... İşte bu AŞKTIR
Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞKTIR
O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞKTIR
Posted in Genel . Yorum: (1). Trackbackler:(0). Bağlantı
her aşk suskun bir gölgedir kendinde
cnr | 27 Nisan, 2008 18:53 her aşk suskun bir gölgedir kendinde...her aşk suskun bir kör noktadır kendinde
ve her aşk , kimsesiz bir büyümeyi dener hep...
sen susuyorsun , susuyorum ben
korkuyoruz da böyle susmaktan
ve susup korkmaktan...
ne kadar suçsuz kılabilirki bir ilişkiyi yaşananlar
bize masum görünen ;
aşkın beyaza bulanmış
mahrem zamanlarıydı belkide...
kendimizi bizce yalıtarak tüm hüzünlerden
devasal bir ikili yalnızlıkta
kendimize mutlu bir günah yaratmak değil miydi ki...
tabi korkulur konuşmaktan , konuşulmaktan.
şimdi bana tüm bunları yaşatan
yetmezliğim gelir aklıma
ve bereketsiz yaz yağmurlarıyla düşerim toprağa
şimdi bu cinnet akşamları ;
bir avuç toz gibi savurur beni sana
ve hiç gülmeksizin
hiç ağlamaksızın , suretim ölü gibi sürünür duvarlarda
ve ellerim dokundukça kanayan yanlarıma
tanısız , reçetesiz bir aşkın yan etkisi çıkar ortaya...
ikinidisi , gecesi , günüdüzü değil
aşklara da doğudan bakmak gerekir bence
ki kaçmak kavramı yitirirken kendimi tüm pratik uslarda
düş satılan geceler de camdan öteye bakmak neye yarar
ve yaşadıkça hiç birşey bilinmez değildir inan...
ortak paydalarda pay olmak varken
ya da
ortak bir paylaşımın ardında insanca olmak varken seçeneklerde
ne yarar
böylesi çelişik seçeneklerde sıfırlanmak
özgürlüğün cömert teninde
bir ölüyü inkar ederken
öksüz bulutlarla kanatlansak dahi ne yazar...
her aşk suskun bir gölgedir kendinde
ve her aşk , kimsesiz sessiz bir umutla büyümeyi dener hep...
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
biz şizofren bir maviydik aşk değil
cnr | 27 Nisan, 2008 18:53 Biz aşk değil şizofren bir maviydik!Kadın ve erkeğin meydan savaşında taçsız bir zafer, kuşkuyla kutsanmış bir yenilgiydik.
Yine de terli avuç içlerimizi giyer çıkardık şehre...
Kalabalık kaldırımlarda birbirimize değerken bedenimiz, bilerdik birbirimizi küskün bir sessizliğe.
Ve kanına ekmek doğranmışçasına henüz pişmiş bir çaresizliğin, kıyısına inerdik göz göze. Gülümser, sonra hayli cansız bir rüzgarla sarsılırdı bakışlarımız. Donuverirdi dudaklarımızın kenarında yemek kırıntısı gibi bir tebessüm. Ve çatlardı gün denen hayalet hırsından.
Biz, aşk değil şizofren bir maviydik.
Biz, küskün bir sabah, haşarı ve utanmaz bir öğle, kuruntulu bir ikindiydik. Biz her akşam sokak lambalarının ıslattığı kaldırımlarda hayli kırılgan... Bir o kadar tedirgin ve anlam kazandıkça, anlamsızlaşan biz...
An be an ay gibi gölgesiz, bulaşmayan...
Biz kalabalıklar içinde yalnız ve ikimiz...
Birbirini yiyerek anlaşan, anlam kazanan; biz bir kadın ve bir erkek elbisesi içinde ruhlarını tırnaklayan iki kişilik bir ben’dik.
Biz aşk değil şizofren bir maviydik!
Birbirinin içinde rakıyla su; üzümle şarap, bağ bozumu huysuzluğunda; biz ekmek ve kan... Biz yemin ve vefa, tutunabilmek adına yaşama.
Biz şizofren bir maviydik aşk değil!
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
çelme taktın kalbime
cnr | 27 Nisan, 2008 18:52 Aylar oldu görmeyeli yüzünü,beklesemde nafile varmadı hala haberin.Biliyorum çoktan sildin beyninden,belki sorsalarda gelmem aklına,gece olupgirince yatağına benim gibi üşümez bedenin.Bir bilsen bıraktıgın gunden beri yaz gelmedi buralara.ne kelebeğim var ağaçlarımda ne yeşil
yapraklar.güllerimde açmaz oldu.uğur böceklerımde yok artık seni dileyeceğim...işte ben böleyim,dermanım kalmadı ellerı mutlu görmeye..sen
başkasının ben başkasının olduk bı.. tanem..bılırım sana zor gelmez benı ellerle gormek..ama bana zor gelıor senden baskasını sevebılme
ihtimalleri...ben sadece seni sevmeyi sevmiştim.bir tek seni hissetmeyi.bi aşkı başka bi aşk söndürür dediler sevgilim
başaramadım.söndüremedim .içimde senin için yanan ateşi küle çeviremedim.uzaklarda oldugunu biliorum şimdi.kımbılır kımın yanı başında kapattın
yine gözlerini,hangı bedende kokun kaldı yada hangı dıllerde aşkımların var.hangi gönülde can oldunda bu cananı unuttun...dön demeye dilim varmıyor
artık ..dönsen ne fayda baska kollarda olduktan sonra.baska kokularla baska asklarla.yalan sevıslerle dönsen ne fayda..yakın oldugunu bılsem
yetmezmı sandın var oldugunu bılerek yetınmelerı bılmezmısn hıc.ben var oldugunu bıldıgım ıcın rahatım bu kadar.bak aglamıorumda eskısı gıbı sadece
dua edıyorum.çalmasın sahte asklar kapını.koskoca bır yılı pısmanlıklar içerisinde geçırme dıye dualar edıorum.şiirler yazamıorum adına.cümleler
kuramıyorum senle ılgılı.ben degılsın ya artık elın oldun.sahıplenemıorum...yabancısın sımdı belkıde hıc tanımadım seni..çelme taktın yüreğime
sensızlıge düşürdün beni bak dinmez oldu yaram eserinle övün mutlu ol ...
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi
cnr | 27 Nisan, 2008 18:52 bir organ nakli gibi sevmiştim seni,çürük gözlerine bağışlanan ellerim
yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim
darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi
çok tehlikeli bir sırrı saklar gibi sevmiştim seni!
çok eskimiş bir aşkın hatırlanılması
sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması..
aslında işin açıkcası
rüzgârın fırtınaya dönüşmesi gibi
fırtınanın camı çerçeveyi indirmesi gibi
hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi sevmiştim seni!
ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi!
neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
ortalık yerde durup dururken sevmiştim seni!
atlara kalırsa, çoktan kaybettik savaşı!
mızraklar kırıldı, kalkanlar delindi, ganimet paylaşıldı!
kasaba meydanında birbirini dövmekten yorulan iki kovboy gibi
bir tabancanın namlusuyla tetiği gibi
bir tabancanın kabzasıyla ibiği gibi
kendisinden farklı, kendisinden ayrı
bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi
aynı bedene sıkılacak iki el kurşun gibi
katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşta sevmiştim seni!
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
kara bir defter gece
cnr | 27 Nisan, 2008 18:51 Kara bir defter/ GeceKara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Çare/siz/likten, kabul ediyorum...
Anlamaya gayret etmeksizin anlamsız deyip geçişler,
Dinlemeye gayret etmeksizin kulaklarını tıkayışlar,
Bakmaya gayret etmeksizin görmeyişler,
Sorular... Sorular... Cevap vermeyişler/Susuşlar...
Sağır mısın?
Kör müsün?
Lâl misin?
Kara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Sen/Siz/likten kabul ediyorum...
Sevmeye gayret etmeksizin, nefrete bürünüş,
Paylaşmaya gayret etmeksizin, hücrelere yöneliş,
Sarılmaya gayret etmeksizin, yalnız nöbetler.
Karalar...Karalar... "Akla" desem/Susuşlar...
Kara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Parçalarımı toplamaya çalışıyorum...
Aynı ayın altında parçalanışlar,
Aynı toprak üstünde tek sıra adımlar,
Ayrı yüreklerde birbirinden kopuşlar.
Karanlık gece/Dermansızlık/Susuşlar...
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
üstüme sevdanı dök yak beni
cnr | 27 Nisan, 2008 18:51 Koynumun En Yavan Yalnızlıkları,Adı Sen Yasaklı Sevdaların Vazgeçmiş Umutları,
Sesini Duyur Hadi, ….
Sana Aç Yüreğimin Çıkmazları , Sana Tutsak Kendim….
Suskun Bakışlarımın Ardından ki Hüznün Bir Bileni de Yok Hani,Neden Sen Sebebi..
Bilirdim de Sana Satmadan Önce Ruhumla Tenimi…Hiç Aşka Kanıcak Kadar Aciz miydim Oysa,
Yanılmışım, Yanılgın….
Sana Kadarmış Namusum,
Sana Uzanmış Yollar,
Senle Sonmuş Her Şey…
Bir Yalanı Kuşanıp, Rüzgara Adını Sunmak, Uçursun Diye , Kimsesin Duyamayacağı Şehre..Bensizliğe…
Dudaklarında Gecelerden Ayaz…
Gözlerinin Dolusunda Saklı Yalnızlıklar,
Yüreğinin Kuytusunda Namussuz Kahkahalar….
Çığlık Çığlığa Susarım…..
Hangi İsyan Kuşatır Beni,Bir Tutam Günahıyla…
Söyle Sen Hadi….
Kahverengi Yalnızlıkların Ellerıine Kınamı Yakmış Kan Kırmızı Günü….
Şimdi Salıncağını Rüzgarım Mı Sallar , Başını Öne Eğip Yalnızlıkların Geçmişine Mi Ağlar….
Ayakların Çamur Mu Bağlar Düşlerinde..Bir Adım Bile ……..
Adını da Sildim Hani Dudaklarımdan ….
Kalemimin Sivri Ucu da Yazmaz Oldu ,Ucu Kırık Cümlelerimi, Adı Sen Sevdaları Kelimelere Sattığımdan Beri…
Şimdi Çok Kalabalık Yalanlar ,Hatıraları Acıtmayacak Kadar Küflü….
Bilirimde Ayrılık Bakışların Beni Arar ,Ben Kendimden Kaçarım Sensiz….
Tenimi Dola….
Ellerin Kefenim…
Gözlerinin Kuytusuna Çek..
Ardına Göm Beni…
Sonra Yine Sev Bir Diye Bin Kez Öldür Beni…
Vazgeç Benden ,Yeni Güne Gebe Yalnızlıklarıma Doğur Beni….
Sonra Yine….
Bakışlarıma , Cümlelerime , Yüreğime Vurul….
Şafaklarımda Acın,
Şakaklarımda Kanın….
Kınından Çek Bir Kez Diye Bin Söz Vur Beni….
Şimdi Sen , Üzerime Sevdanı Dök …
Yak Beni….
Şehirler Dökülür İsyanlarımdan,Bir Sana Kalır Kahrım,Bir Sona ,Bir Tutsağı Saklar İçim….
Şimdi,
Boş Bir Akşam Üstü Kadar Dolusun İşte,Özleyişse Sahte Bir Sen Bu Şehrin Es Geçmişliğinde….
Ve Ben Yarası Derin Serzenişleri Asıp Dudaklarımın Arasında,Bir Başka Yalana Doğuracağım Sesini…
Kimse Dinlemesin Diye Hevesini Keseceğim Nefesimi…
Sen Yasaklı Sevgili
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
ayrılıklar tam kavuşmalar yarım
cnr | 27 Nisan, 2008 18:50Biliyorum.
Ama kahretsin bilmek değiştirmiyor ki bir şeyleri. Ve arttıkça yüzlerimdeki çizgiler bıçak sırtı bir keskinlikle yüzleşiyorum. Ve her geçen gün içi boşalmış bir bakış kalıyor yeni güne. Ve aynalar dahi isyan ediyor. Cıvıltılı bir dünyanın vakitsiz dinginliğine...
Gülü reyhan olur soluğun. Ve hala sım sıcak durur anılar sım sıcak ve biraz boynu bükük. Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır bahçedeki toprağın altında. Ve bir firari sevda gibidir zaman zamanın koyuluğu...
Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp kuşatırlar çevreni kala kalırsın boynu bükük ve kimsesiz.
Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp savururlar gençliğini kimsenin bilmediği uçsuz bucaksız diyarlara...
Hatıralarını yazma derdi annem hep, ama dinlemedim onu ve yazdım hep...
Sessizliği dinliyorum ve solukların kokusu geliyor burnuma. Sustuğum her yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiştir bu diyip atıyorum kendimi kentlere. Penceresinde sardunyaların kuruduğu kentlere. Adını unuttuğum sevgililer kalıyor paslı sokaklarda.
Onun adı aşktı. Eylül’ ün rüzgarına kapılmış bir yaprağın öyküsü...
Uzun bir yokuşu tırmanırken ölecek gibi oldun mu? Nefes alamayıp tıkanmak, her şeyin sonunun geldiğini düşünmek. Bir firari güvercin havalandı yüreğimden, kırık kanadı nasıl da iyileşmişti birden. Bu güzellik hiç bitmeyecek dedim içimden hiç...
Nasıl Mayıs kadar güzel kokulu bir ay yoksa; Eylül kadar da çıldırasıya sevilecek bir ay yoktur. Mayıs’ın vaat ettiği mutluluk kadar yakın yada uzak, Eylül’ün dokunuşu kadar masum bir bakış var yüreğimde; izlemeye devam et...
Hüzün ne kadar sarsa da bizi, teslim olma diyor yüreğim. Acı mutluluk getirir mi hiç? Kızma sakın, bu kadar acının yaşandığı bir andan sıyrılıp, nasıl anlatırsın aşkı deme. Oldu, felaketin gelmesi ile aşık oldum kendime günler sonra. Körfezdeki deprem yüreğimde de olmuştu, kızdığım şey aşkım değildi acıyla gelişiydi sadece.
Eylülün bulanık bir çay gibi yapraklara aktığı gündü. Gitti sevdiceğim, gitti yürek ateşim, yarim, sevdam... yine yaşlı ağlaşmalar yine hüzünlü sabahlar dar akşamlar çığlık çığlık.
Yine bir akşamdı. Yine aksam taşıyorlardı ıslak gözlerime yapraklar sanki. Gülerken vurulmuştuk sanki. Akşamdık tren düdüklerine yakın kentlerde konaklıyorduk.
Uzun sürmez dediler, bu ayrılık habercisidir, kalantor bir ayrılığın kalantor habercisi. Sık dediler dişlerini sık..."Hatta sen bile" Dayan dediler bu daha ne ki...
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
artık
cnr | 27 Nisan, 2008 18:41
Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.
gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyordun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.
aşk acı çekmekse
sev____(me) artık.
kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
kork____(ma)
çekmem fişini hayatın!!!
yoruldum,
kuramıyorum artık.
nolur,
gel_____(me)!!!
Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
hadi artık git
cnr | 27 Nisan, 2008 18:40kapatalım bir birimize bakan pencereleri
ve son sayı üç olsun
bir, iki,
dur az daha göreyim hilal kaşlarının karasını
ve gülü ver bana son kez
aklımda gül kokuşların kalsın
bu son veda öncesi
sen mutluluklara daha yakınsın
gidemem deme bana
acıtma içimin en hüzzam yerlerini
her şarkıda biraz acı vardır
ve her hikayede mutlak bir sancı
sen mutlu günlere gebesin
acılar bende kalsın
ve çekeyim onların sancılarını
şimdi git
bir, iki …
ama dur
son geceyi doyasıya yaşayalım istersen
sevişmemizde pencereden olsun
yüzümüze çöken hüzünlerin
saklanma vakti çekmecelere
giyin bana çıplaklığını
ve giriver koynuma
sol yanımdan
usulca
öp beni
ve şimdi git
bir, iki …
ama bekle az daha
bir ömre sığmayan sevgiyi
nasıl sığdırırız
birbirimizle geçmeyen vurgun anlara
daha ay ışı sonatını bile dinleyememişken
yıldızları nasıl söndürürüz
her şey olmak isterken
şimdi hiç mi olacağız
bakma hani mavişim dediğin gözlerime
ben kendim seçmiştim ya bu yalnızlığı
işte sana bu yüzden dön diyemedim
durma şimdi kapat pencereni
hadi
bir, iki …
şimdi üç diye kim söyleyecek
hangimiz yüreğini salık verip bir firara
sihir gibi çöken bir geceye
yeminleri emanet bırakıp
rehin bir mutluluğu alacak koynuna
mukadder olan aşk hangimizde kalacak
birimiz üç deyince
şimdi ben sustum
sen sayıver
son sayı üç
bir, iki …



