Menu:

Kategoriler

Genel [120]

Linkler

Genel

Syndicate

RSS 0.90
RSS 1.0
RSS 2.0
Atom 0.3

aşk nedir

cnr | 27 Nisan, 2008 18:54 Sesini duyduğunuz anda avuçlarınız terlemeye kalbiniz deli gibi çarpmaya başlıyorsa...
Bu aşk değil HOŞLANMAKTIR


Ellerinizi ondan çekemiyor sürekli dokunmak sarılmak istiyorsanız ..
Bu aşk değil ARZULAMAKTIR


Yanınızda bir tek o olduğu için onu istiyorsanız....
Bu aşk değil YALNIZLIKTIR


Herkes onunla olmanızı beklediği için onunlaysanız...
Bu aşk değil SADAKATTİR


Size sıcak , yakın davrandığı için onunlaysanız...
Bu aşk değil KENDİNE GÜVENSİZLİKTİR



Üzülmesini istemediğiniz için onunlaysanız...
Bu aşk değil ACIMAKTIR


Ona değer verdiğiniz için hatalarını hoş görüyorsanız..
Bu aşk değil ARKADAŞLIKTIR


Bütün gün ondan başka hiçbir şey düşünmediğinizi söylüyorsanız..
Bu aşk değil KOCA BİR YALANDIR



Onun iyiliği için kendinizden çok şey feda edebiliyorsanız...
Bu aşk değil YARDIMSEVERLİKTİR


O üzgünken sizin de kalbiniz acıyorsa ... İşte bu AŞKTIR


Tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamadığınızı düşünüyorsanız..
İşte bu AŞKTIR



O herkese güçlü görünmesine rağmen içindeki zayıflığı hissedebiliyorsanız..
İşte bu AŞKTIR

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

her aşk suskun bir gölgedir kendinde

cnr | 27 Nisan, 2008 18:53 her aşk suskun bir gölgedir kendinde...



her aşk suskun bir kör noktadır kendinde
ve her aşk , kimsesiz bir büyümeyi dener hep...

sen susuyorsun , susuyorum ben
korkuyoruz da böyle susmaktan
ve susup korkmaktan...

ne kadar suçsuz kılabilirki bir ilişkiyi yaşananlar
bize masum görünen ;
aşkın beyaza bulanmış
mahrem zamanlarıydı belkide...
kendimizi bizce yalıtarak tüm hüzünlerden
devasal bir ikili yalnızlıkta
kendimize mutlu bir günah yaratmak değil miydi ki...
tabi korkulur konuşmaktan , konuşulmaktan.

şimdi bana tüm bunları yaşatan
yetmezliğim gelir aklıma
ve bereketsiz yaz yağmurlarıyla düşerim toprağa
şimdi bu cinnet akşamları ;
bir avuç toz gibi savurur beni sana
ve hiç gülmeksizin
hiç ağlamaksızın , suretim ölü gibi sürünür duvarlarda
ve ellerim dokundukça kanayan yanlarıma
tanısız , reçetesiz bir aşkın yan etkisi çıkar ortaya...

ikinidisi , gecesi , günüdüzü değil
aşklara da doğudan bakmak gerekir bence
ki kaçmak kavramı yitirirken kendimi tüm pratik uslarda
düş satılan geceler de camdan öteye bakmak neye yarar
ve yaşadıkça hiç birşey bilinmez değildir inan...

ortak paydalarda pay olmak varken
ya da
ortak bir paylaşımın ardında insanca olmak varken seçeneklerde
ne yarar
böylesi çelişik seçeneklerde sıfırlanmak
özgürlüğün cömert teninde
bir ölüyü inkar ederken
öksüz bulutlarla kanatlansak dahi ne yazar...

her aşk suskun bir gölgedir kendinde
ve her aşk , kimsesiz sessiz bir umutla büyümeyi dener hep...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

biz şizofren bir maviydik aşk değil

cnr | 27 Nisan, 2008 18:53 Biz aşk değil şizofren bir maviydik!

Kadın ve erkeğin meydan savaşında taçsız bir zafer, kuşkuyla kutsanmış bir yenilgiydik.

Yine de terli avuç içlerimizi giyer çıkardık şehre...

Kalabalık kaldırımlarda birbirimize değerken bedenimiz, bilerdik birbirimizi küskün bir sessizliğe.

Ve kanına ekmek doğranmışçasına henüz pişmiş bir çaresizliğin, kıyısına inerdik göz göze. Gülümser, sonra hayli cansız bir rüzgarla sarsılırdı bakışlarımız. Donuverirdi dudaklarımızın kenarında yemek kırıntısı gibi bir tebessüm. Ve çatlardı gün denen hayalet hırsından.

Biz, aşk değil şizofren bir maviydik.

Biz, küskün bir sabah, haşarı ve utanmaz bir öğle, kuruntulu bir ikindiydik. Biz her akşam sokak lambalarının ıslattığı kaldırımlarda hayli kırılgan... Bir o kadar tedirgin ve anlam kazandıkça, anlamsızlaşan biz...

An be an ay gibi gölgesiz, bulaşmayan...

Biz kalabalıklar içinde yalnız ve ikimiz...

Birbirini yiyerek anlaşan, anlam kazanan; biz bir kadın ve bir erkek elbisesi içinde ruhlarını tırnaklayan iki kişilik bir ben’dik.

Biz aşk değil şizofren bir maviydik!

Birbirinin içinde rakıyla su; üzümle şarap, bağ bozumu huysuzluğunda; biz ekmek ve kan... Biz yemin ve vefa, tutunabilmek adına yaşama.

Biz şizofren bir maviydik aşk değil!

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

çelme taktın kalbime

cnr | 27 Nisan, 2008 18:52 Aylar oldu görmeyeli yüzünü,beklesemde nafile varmadı hala haberin.Biliyorum çoktan sildin beyninden,belki sorsalarda gelmem aklına,gece olup
girince yatağına benim gibi üşümez bedenin.Bir bilsen bıraktıgın gunden beri yaz gelmedi buralara.ne kelebeğim var ağaçlarımda ne yeşil
yapraklar.güllerimde açmaz oldu.uğur böceklerımde yok artık seni dileyeceğim...işte ben böleyim,dermanım kalmadı ellerı mutlu görmeye..sen
başkasının ben başkasının olduk bı.. tanem..bılırım sana zor gelmez benı ellerle gormek..ama bana zor gelıor senden baskasını sevebılme

ihtimalleri...ben sadece seni sevmeyi sevmiştim.bir tek seni hissetmeyi.bi aşkı başka bi aşk söndürür dediler sevgilim
başaramadım.söndüremedim .içimde senin için yanan ateşi küle çeviremedim.uzaklarda oldugunu biliorum şimdi.kımbılır kımın yanı başında kapattın
yine gözlerini,hangı bedende kokun kaldı yada hangı dıllerde aşkımların var.hangi gönülde can oldunda bu cananı unuttun...dön demeye dilim varmıyor
artık ..dönsen ne fayda baska kollarda olduktan sonra.baska kokularla baska asklarla.yalan sevıslerle dönsen ne fayda..yakın oldugunu bılsem
yetmezmı sandın var oldugunu bılerek yetınmelerı bılmezmısn hıc.ben var oldugunu bıldıgım ıcın rahatım bu kadar.bak aglamıorumda eskısı gıbı sadece
dua edıyorum.çalmasın sahte asklar kapını.koskoca bır yılı pısmanlıklar içerisinde geçırme dıye dualar edıorum.şiirler yazamıorum adına.cümleler
kuramıyorum senle ılgılı.ben degılsın ya artık elın oldun.sahıplenemıorum...yabancısın sımdı belkıde hıc tanımadım seni..çelme taktın yüreğime
sensızlıge düşürdün beni bak dinmez oldu yaram eserinle övün mutlu ol ...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi

cnr | 27 Nisan, 2008 18:52 bir organ nakli gibi sevmiştim seni,
çürük gözlerine bağışlanan ellerim
yırtık dudaklarına bağışlanan şiirlerim
darmadağın kadınların darmadağın ettiği erkekler gibi
çok tehlikeli bir sırrı saklar gibi sevmiştim seni!

çok eskimiş bir aşkın hatırlanılması
sevgilinin resmi karşısında çocuksu bir iç kanaması..
aslında işin açıkcası
rüzgârın fırtınaya dönüşmesi gibi
fırtınanın camı çerçeveyi indirmesi gibi
hayatına yönelik bombalı bir saldırı gibi
geriye çekilirken herkesi öldürmek gibi sevmiştim seni!

ruhum kan kaybederken nasıl tutarım seni şimdi deniz gibi!
neticesi olmayan herhangi bir sebep gibi
ortalık yerde durup dururken sevmiştim seni!

atlara kalırsa, çoktan kaybettik savaşı!
mızraklar kırıldı, kalkanlar delindi, ganimet paylaşıldı!
kasaba meydanında birbirini dövmekten yorulan iki kovboy gibi
bir tabancanın namlusuyla tetiği gibi
bir tabancanın kabzasıyla ibiği gibi
kendisinden farklı, kendisinden ayrı
bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi gibi
aynı bedene sıkılacak iki el kurşun gibi
katille kurban arasında o birkaç saniyelik telaşta sevmiştim seni!

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

kara bir defter gece

cnr | 27 Nisan, 2008 18:51 Kara bir defter/ Gece

Kara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Çare/siz/likten, kabul ediyorum...


Anlamaya gayret etmeksizin anlamsız deyip geçişler,
Dinlemeye gayret etmeksizin kulaklarını tıkayışlar,
Bakmaya gayret etmeksizin görmeyişler,
Sorular... Sorular... Cevap vermeyişler/Susuşlar...


Sağır mısın?

Kör müsün?

Lâl misin?


Kara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Sen/Siz/likten kabul ediyorum...


Sevmeye gayret etmeksizin, nefrete bürünüş,
Paylaşmaya gayret etmeksizin, hücrelere yöneliş,
Sarılmaya gayret etmeksizin, yalnız nöbetler.
Karalar...Karalar... "Akla" desem/Susuşlar...


Kara bir defter var elime, rengini açmaya çalışıyorum .
Onayladığım birşey yok senden gelen,
Parçalarımı toplamaya çalışıyorum...


Aynı ayın altında parçalanışlar,
Aynı toprak üstünde tek sıra adımlar,
Ayrı yüreklerde birbirinden kopuşlar.
Karanlık gece/Dermansızlık/Susuşlar...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

üstüme sevdanı dök yak beni

cnr | 27 Nisan, 2008 18:51 Koynumun En Yavan Yalnızlıkları,
Adı Sen Yasaklı Sevdaların Vazgeçmiş Umutları,
Sesini Duyur Hadi, ….
Sana Aç Yüreğimin Çıkmazları , Sana Tutsak Kendim….
Suskun Bakışlarımın Ardından ki Hüznün Bir Bileni de Yok Hani,Neden Sen Sebebi..
Bilirdim de Sana Satmadan Önce Ruhumla Tenimi…Hiç Aşka Kanıcak Kadar Aciz miydim Oysa,
Yanılmışım, Yanılgın….
Sana Kadarmış Namusum,
Sana Uzanmış Yollar,
Senle Sonmuş Her Şey…
Bir Yalanı Kuşanıp, Rüzgara Adını Sunmak, Uçursun Diye , Kimsesin Duyamayacağı Şehre..Bensizliğe…
Dudaklarında Gecelerden Ayaz…
Gözlerinin Dolusunda Saklı Yalnızlıklar,
Yüreğinin Kuytusunda Namussuz Kahkahalar….
Çığlık Çığlığa Susarım…..
Hangi İsyan Kuşatır Beni,Bir Tutam Günahıyla…
Söyle Sen Hadi….
Kahverengi Yalnızlıkların Ellerıine Kınamı Yakmış Kan Kırmızı Günü….
Şimdi Salıncağını Rüzgarım Mı Sallar , Başını Öne Eğip Yalnızlıkların Geçmişine Mi Ağlar….
Ayakların Çamur Mu Bağlar Düşlerinde..Bir Adım Bile ……..
Adını da Sildim Hani Dudaklarımdan ….
Kalemimin Sivri Ucu da Yazmaz Oldu ,Ucu Kırık Cümlelerimi, Adı Sen Sevdaları Kelimelere Sattığımdan Beri…
Şimdi Çok Kalabalık Yalanlar ,Hatıraları Acıtmayacak Kadar Küflü….
Bilirimde Ayrılık Bakışların Beni Arar ,Ben Kendimden Kaçarım Sensiz….
Tenimi Dola….
Ellerin Kefenim…
Gözlerinin Kuytusuna Çek..
Ardına Göm Beni…
Sonra Yine Sev Bir Diye Bin Kez Öldür Beni…
Vazgeç Benden ,Yeni Güne Gebe Yalnızlıklarıma Doğur Beni….
Sonra Yine….
Bakışlarıma , Cümlelerime , Yüreğime Vurul….
Şafaklarımda Acın,
Şakaklarımda Kanın….
Kınından Çek Bir Kez Diye Bin Söz Vur Beni….
Şimdi Sen , Üzerime Sevdanı Dök …
Yak Beni….
Şehirler Dökülür İsyanlarımdan,Bir Sana Kalır Kahrım,Bir Sona ,Bir Tutsağı Saklar İçim….
Şimdi,
Boş Bir Akşam Üstü Kadar Dolusun İşte,Özleyişse Sahte Bir Sen Bu Şehrin Es Geçmişliğinde….
Ve Ben Yarası Derin Serzenişleri Asıp Dudaklarımın Arasında,Bir Başka Yalana Doğuracağım Sesini…
Kimse Dinlemesin Diye Hevesini Keseceğim Nefesimi…
Sen Yasaklı Sevgili

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

ayrılıklar tam kavuşmalar yarım

cnr | 27 Nisan, 2008 18:50
Sorma ne olursun bakışlarımdaki yitik anlamı. Geçmişin acı hayali canlanır sonra. Sanki bilmiyor muyum neleri yaşamadan kaybettiğimi. Ve kimlerin hayallerini süslediğimi.

Biliyorum.

Ama kahretsin bilmek değiştirmiyor ki bir şeyleri. Ve arttıkça yüzlerimdeki çizgiler bıçak sırtı bir keskinlikle yüzleşiyorum. Ve her geçen gün içi boşalmış bir bakış kalıyor yeni güne. Ve aynalar dahi isyan ediyor. Cıvıltılı bir dünyanın vakitsiz dinginliğine...

Gülü reyhan olur soluğun. Ve hala sım sıcak durur anılar sım sıcak ve biraz boynu bükük.
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır bahçedeki toprağın altında. Ve bir firari sevda gibidir zaman zamanın koyuluğu...

Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp kuşatırlar çevreni kala kalırsın boynu bükük ve kimsesiz.

Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp savururlar gençliğini kimsenin bilmediği uçsuz bucaksız diyarlara...

Hatıralarını yazma derdi annem hep,
ama dinlemedim onu ve yazdım hep...

Sessizliği dinliyorum ve solukların kokusu geliyor burnuma. Sustuğum her yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiştir bu diyip atıyorum kendimi kentlere. Penceresinde sardunyaların kuruduğu kentlere. Adını unuttuğum sevgililer kalıyor paslı sokaklarda.


Onun adı aşktı. Eylül’ ün rüzgarına kapılmış bir yaprağın öyküsü...

Uzun bir yokuşu tırmanırken ölecek gibi oldun mu? Nefes alamayıp tıkanmak, her şeyin sonunun geldiğini düşünmek. Bir firari güvercin havalandı yüreğimden, kırık kanadı nasıl da iyileşmişti birden. Bu güzellik hiç bitmeyecek dedim içimden hiç...

Nasıl Mayıs kadar güzel kokulu bir ay yoksa; Eylül kadar da çıldırasıya sevilecek bir ay yoktur. Mayıs’ın vaat ettiği mutluluk kadar yakın yada uzak, Eylül’ün dokunuşu kadar masum bir bakış var yüreğimde; izlemeye devam et...


Hüzün ne kadar sarsa da bizi, teslim olma diyor yüreğim. Acı mutluluk getirir mi hiç? Kızma sakın, bu kadar acının yaşandığı bir andan sıyrılıp, nasıl anlatırsın aşkı deme. Oldu, felaketin gelmesi ile aşık oldum kendime günler sonra. Körfezdeki deprem yüreğimde de olmuştu, kızdığım şey aşkım değildi acıyla gelişiydi sadece.

Eylülün bulanık bir çay gibi yapraklara aktığı gündü. Gitti sevdiceğim, gitti yürek ateşim, yarim, sevdam...
yine yaşlı ağlaşmalar yine hüzünlü sabahlar dar akşamlar çığlık çığlık.

Yine bir akşamdı. Yine aksam taşıyorlardı ıslak gözlerime yapraklar sanki. Gülerken vurulmuştuk sanki. Akşamdık tren düdüklerine yakın kentlerde konaklıyorduk.


Uzun sürmez dediler, bu ayrılık habercisidir, kalantor bir ayrılığın kalantor habercisi. Sık dediler dişlerini sık..."Hatta sen bile" Dayan dediler bu daha ne ki...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

artık

cnr | 27 Nisan, 2008 18:41

Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme.

Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi...

Bu defa dinleme!
Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.


Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.

Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.

Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından


Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum.

hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi...

bil(m)iyorum....____________kahırdan

artık hissetmiyorum... unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını...

yaşadık mı sahi senle?
gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyordun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.

gülmek bana yakışmıyor (mu) !!!

edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yazıyordum. bak yine yazıyorm...

küstüm,

gel____(me) artık.
aşk acı çekmekse
sev____(me) artık.
kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
kork____(ma)
çekmem fişini hayatın!!!
yoruldum,
kuramıyorum artık.
nolur,
gel_____(me)!!!

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

hadi artık git

cnr | 27 Nisan, 2008 18:40
hadi artık git
kapatalım bir birimize bakan pencereleri
ve son sayı üç olsun
bir, iki,


dur az daha göreyim hilal kaşlarının karasını
ve gülü ver bana son kez
aklımda gül kokuşların kalsın
bu son veda öncesi

sen mutluluklara daha yakınsın
gidemem deme bana
acıtma içimin en hüzzam yerlerini
her şarkıda biraz acı vardır
ve her hikayede mutlak bir sancı


sen mutlu günlere gebesin
acılar bende kalsın
ve çekeyim onların sancılarını
şimdi git
bir, iki …

ama dur
son geceyi doyasıya yaşayalım istersen
sevişmemizde pencereden olsun
yüzümüze çöken hüzünlerin


saklanma vakti çekmecelere
giyin bana çıplaklığını
ve giriver koynuma
sol yanımdan
usulca
öp beni
ve şimdi git
bir, iki …

ama bekle az daha
bir ömre sığmayan sevgiyi
nasıl sığdırırız
birbirimizle geçmeyen vurgun anlara
daha ay ışı sonatını bile dinleyememişken
yıldızları nasıl söndürürüz


her şey olmak isterken
şimdi hiç mi olacağız
bakma hani mavişim dediğin gözlerime
ben kendim seçmiştim ya bu yalnızlığı
işte sana bu yüzden dön diyemedim

durma şimdi kapat pencereni
hadi
bir, iki …


şimdi üç diye kim söyleyecek
hangimiz yüreğini salık verip bir firara
sihir gibi çöken bir geceye
yeminleri emanet bırakıp
rehin bir mutluluğu alacak koynuna

mukadder olan aşk hangimizde kalacak

birimiz üç deyince
şimdi ben sustum
sen sayıver
son sayı üç

bir, iki …

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

EY AŞK GELDİYSEN 3 KERE VUR

cnr | 27 Nisan, 2008 18:35 Aşk lafı etmek ne kadar moda olduysa, aşk lafını işitince yüz buruşturmak bir o kadar moda..
Ama bu aşk meş işlerinin aslında adalarla, modalarla, orada burada hava atmalarla, toplu terapi, toplu eğlence, toplu ağlaşma, toplu sex ve hislerimizi toplu taşıma-taşıtlarıyla hiç işi yoktur.
İşi yoktur yaş baş hesaplarıyla da..
Ne özgür irade tanır ne de iradesizlik..
Bilen bilir onu. Gelir ve vurur; en küçümseyenini, en yüz buruşturanını, en hafife alanını seçer ve vurur üstelik.
Bir bakarsınız, en akıllınız şaşkın olmuş, tersinden dalıyor aşk gölüne!

Aşk bu..
Bazen tanrısal bir emanet olduğunu açık ede ede gelir: Geri dönmek üzere ve emanete hıyanet edeni eskisinden bin beter etmek üzere gelir.
Bazen geçmişimizi silmek ve gelecek korkumuzu yenmek için gelir.
Bazen "madem görmüyorum neden ortalık bu kadar ışıklı?" dedirtir insana ve "madem dünya bana hep tatsız tuzsuz geliyordu, şimdi neden dilim böylesine kıvrak, burnum neden böyle hassas ve başım neden tatlı tatlı dönüyor?" diye düşündürür.
Ve daha en başında öğretiverir; şekerin gözyaşı döktüreceğini, pekmezin can yakabileceğini..

Kapımızı bir kere çalıp haber bırakmadan gitse bile, bazen adını kimselere çaktırmadan tesbih gibi çektiğimiz odur. Aşk!
Bulunca, değerini hızla pul ettiğimiz, kaybedince değerini bilip ardından süründüğümüzde odur. Aşk!
Bazen misafir odalarında terkedilmiş antika mobilyaları andıran odur! Aşk!
Başkalarının üzerinde görünce beğendiğimiz, üşüyüp kendi üzerimize geçirdiğimizde tenimizi dağlayan kazaklara benzeyen odur. Aşk!
Acımasızdır aşk; hayranlarına da düşmanlarına da aynı şiddetle çarpar.
Korur ve kollar aşk; varsılları da yoksulları da aynı yüce gönüllülükle sarmalar.
Ama ayın bir de karanlık yüzü var.
Çünkü "iyi vakit geçirme" hevesimiz ve "mantıklı beraberlikler" uğruna cami avlusuna bırakırız bazen onu.
Öyle hallerimiz vardır ki, çılgın aşk sokakta üşür, biz ise umarsız bir çabayla sıcak yatağımızda akılla sevişmeye çalışırız.
İnanmayız ona..
Sadece yüzünü döküp, elini yıkayıp, kimi zaman sessizce kimi zaman kapıyı vurup hayatımızdan çıktığı anda inanırız aşka..

Durup kendi kendime çok sorduğum olmuştur: Sakın aşkın kandisini değil de lafını etmeyi seviyor olmayalım?
Sakın asıl sevgilimiz aşk değil de, aşık olma-olunma fikri olmasın?
Yine de insan şaşırıyor: Çünkü bu kadar hırpalanmaya, bunca inkara, bunca aşağılanmaya karşı hala orada dimdik duruyor bu kavram..
Peki nasıl oluyor da şarkılar, şiirler yoluyla da olsa direncini sürdürebiliyor?
Belki ruh çağırmak gibi bir şeydir aşk!
Belki aşık olmak, "çağrılan ruh"un gelivermesidir!..
Galiba kadınlar açık açık farkındalar bu gerçeğin. Erkekler ise sır gibi biliyorlar bunu.
Belki o yüzdendir kadınlar evirip çevirip lafı aşka getiriyorlar.
Ve o yüzden belki erkekler ışığı söndürüp yastıklarına kafalarını gömdüklerinde aşkın adını sayıklamaya başlıyorlar.
Kimbilir! Belki müziğin tamamı ve edebiyatın büyük bir kısmı bir ruh çağırma seansıdır!
Ey aşk, geldinse üç kere vur!

Posted in Genel . Yorum: (16). Trackbackler:(0). Bağlantı

olur mu?

cnr | 24 Nisan, 2008 18:51


Şaşarsam bir gün gittiğim yoldan,
doğru yola sokmak icin gel olur mu...?
Yollarım engellerle dolu ise,
yardım etmek için benimle gel olur mu...?
Bırakmıyorlarsa beni sana,
dağları aşarak gel olur mu...?
Uçurumun kenarında isem eğer,
elin elimde olsun olur mu...?






Bakarsam eğer bir gün başka güzele,
karşıma çık olur mu...?
Aldanırsam sahte gülüşlere,
aklıma gelen sen ol olur mu...?
Oynarsalar gönlümle bir gün,
korumak için meleğim ol olur mu...?
Kaptırırsam kalbimi bir başkasına,
söküp atan sen ol olur mu...?






Kalkarsa dünyada olmayan huzurum,
sevincim sen ol olur mu...?
Yarım kalırsa bu sensiz geçen ömrüm,
gurbetde sılam da sen ol olur mu...?
Aç kalırsam eğer Aşk'ından,
ruhumu besleyen sen ol olur mu...?
Kanatırsalar gönlümü derinden,
merhemim de sen ol olur mu...?






Mısralarda ararsam seni bir gün,
çıkıp gel Aşk defterime olur mu...?

Dalarsa gözlerim yollarına,
haber vermeden, kapıyı çalmadan gel olur mu...?
Ağlarsa bu gözlerim hasretinden,
silmek için koşa koşa gel olur mu...?
Son nefesimde bile seni dilersem,
yanımda ol...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

KARIŞIK RESİMLİ AŞK ŞİİRLERİ

caner | 03 Nisan, 2008 17:54












Posted in Genel . Yorum: (8). Trackbackler:(0). Bağlantı

gittin

caner | 03 Nisan, 2008 16:58


Gitme..!

Gitme ..!

Gitmeeeeeeeeeee ..!

DuyuLmuyoR ki çığLıkLaRım ..

Duysana sevdam ..

Duysana beni deLi mavim ..

Gitme ..

Sensiz hicRanı oynaR yüReğim .. Ve saçLaRıma EyLüL dü$eR ..

Sensiz kaLıR bedenim ..

Ruhumu aLma benden ..!

Seni benden aLma sevdiğim .. Canımı aLma .. "bén" i aLma benden .. Ruhumu aLma ..

Gömme beni kaRanLık şehRin soğuk sokakLaRına ..

IsLatma gözLeRimi .. BiLiRim dayanamazsın ağLamama .. O yüzden bakmadın gideRken aRkana ..

Gitme Ruhum dedim ..

Gitme ..!

..

Ama gittin ..!

Gittin ..!

ağLayamadım .. GüçLüydüm beLki nedeni beLiRsiz bi güç vaRdı bedenimde .. Oysa ki Ruhumun gücü çekiLmi$ti .. Sen biR habeRdin ..



Gittin ..!

Konu$amadım .. LaL oLmu$tu diLim .. “Gitme..!” diyemedim .. Oysa ruhum da “gitme..!” feRyatLaRı kopuyoRdu .. Duysaydın ya .. HeR “gitme ..!” dediğimde biR adım geLseydin ya bana .. Ama konu$amadım ..



Gittin ..

AnLatamadım sensizLiğin çaResizLiğini .. anLatamadım seniz dünyama Güne$ doğmayacağını .. Sensiz bén oLamayacağımı .. Sensiz kaRanLık sokakLaRın soğuk caddeLerine gömüLeceğimi .. AnLatamadım .. Ve sen gittin ..



Gittin ..!

Duyamadım sevda sözLeRini .. Duyamadım eRken kaybettiğim “seni seviyoRum”LaRı .. Duyamadım o hasRet kaLdığım sesini .. Duyamadım son “eLveda”nı .. Duyamadım “sen”i “ben” i “biz” i ..




Gittin ..!

KaLkamadım ayağa .. Gitmi$tin .. Bitmi$ti gücüm .. Bén bénden çekiLiyoRdu benden gittiğin heR adımda .. heR adımda sana hasRetim biRaz daha aLevLeniyoRdu .. KaLkamadım .. Ko$amadım aRkandan .. Gitme sevdam ..! , Gitme ..! diyemedim .. Sen gittin ..!


This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 740x512 and weights 256KB.

Gittin ..!

Yapamadım .. tutamadım ba$kasının eLLerini .. Bakamadım gözLeRine .. Uyanamadım heR sabaha ba$ka biR bedende .. Isınamadım ba$kasının koLLaRında .. Yapamadım işte ..! Sevemedim ba$kasını ..! Ve sen gittin ..



Gittin ..!

Ba$Layamadım güne .. Ba$Layamadım işte ..! SensizLiğin sabahına meRhaba diyemedim .. Sende kaLdım .. Gittiğin günde .. Sonu oLdun sevda masaLımın .. Ben yeni sayfaya ba$Layamadan .. Sen gittin ..!


This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 667x500 and weights 39KB.



Gittin ..!

Unutamadım .. Sevdanı unutamadım .. SenLi masaLLaRımı .. A$kını , sıcakLığını .. Seni unutamadım .. Bedeninde ya$adığımı .. Bénde ki sén i unutamadım ..


This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 800x600 and weights 82KB.


HeR ne kadar gitsen de ..

Sensizliğin satıRLaRında son nefesimi veRiRken son sözümü duy sevgiLi ..!
Seni seviyoRum ..

Seni se ..

Posted in Genel . Yorum: (8). Trackbackler:(0). Bağlantı

SENSİZLİĞİN MÜEBBETİNDEYİM AĞIR SEVDAM

caner | 03 Nisan, 2008 16:57


Sensizliğin müebbetindeyim Sevdam.....
Gidişinden arta koskoca ßir sensizlik doğuyor geceme,
Şafağının gölgesinde hasretin yeşeren
Zamanın maharetli elleri,yokluğunu yüreğime nakış nakış işlerken
Gözyaşımın acı seremonisi eşliğinde Uğurluyorum seni, Yüreğimden Hasret
Şehrine.....


İnan üzülmüyorum Sevdam
Nasılsa Rüzgar
Saçlarına konan yağmur kristallerinin bestesini okuyarak çarpacak,
Serseri sokaklarımın köhne köşelerine.
Zaman Sensizliği işleyecek yüreğimin her zerresine,
Ah bir bilsen ne fırtınalar kopar her gece
Gözyaşımın hasret denizinde
Üzülmüyorum işte
Şiirler nasılsa Şairlerin kaleminden sıyrılıp esecek yüreğime,
Bülbüller yokluğunu mısralarda şekillendirip güfte yapacak sensizliğe
Yüreğim ise,Saniyelerin sessizliğe diz çöküşünden beri
Sensizlik türküsünün sağır esaretinde
Şimdi gecenin sabıkalı yalnızlığında kah senli kah sensiz, kazırım imkansız
sevdamı Yüreğimin Ta şurasına.....



Derbeder sokaklarda seni esen rüzgar, bırakmış ahengini saniyelerin tozlu
Sayfasına
ßak Ağır sevdam.Gözlerim yine sensizliğe küsmüş, kapatmış perdelerini
yokluğunun yamacına
Güzelliğine diz çöken ay, sarılmış karanlığın Namahrem kucağına
Ölüm biraz daha aşina olmuş, biraz daha yanaşmış hayat Irmağıma
Sensizliğin ßuruk isyanı dudaklarımdan damla damla Yer yüzüne düşerken,
Yokluğunun zorunlu seyircisi olarak yaşıyorum bu sinemada
Bana verilen rol ise imkansız bir sevda.....



Hani sensiz olmak varya, hani sensizliğin hazanında yaşamak
Hani yalnızlığımın katili olan sensizlik varya
Karanlığın ellerinden, Bir çığ gibi düşüyor omuzlarıma
Kaldırımlar koymuş postasını, Duvarlar sitemli bana
Gündüzler kırmış kalemimi, kader SEVDİĞİM için ferman çıkarmış başıma…
iki buçuk damla göz yaşımı, Adını zikreden yorgun nefesimi, emanet ediyorum,
Rüzgarın takatsiz kollarına
Mısralarımı rüzgara sürgünlüyorum. Her şiirimi alıp, kaderden firari olarak
ßırakacak yüreğinin sevdalı sularına.....

Ellerin var nasır tutmuş yüreğimin bitkin ellerine,
Hayalin gizli,Sensizliğin kahpe saniyelerinde,
Zaman sensizliği esmiş, kader umutsuzluk mührünü bırakmış namahrem
gözlerime.....




Bir özlem tutturmuşum ki,Öylece sarılmışım denizin mahur bedenine
Vuslat çaresizce gardiyanlığa tayin edilmiş,
Kader mahkemesi bana sensizliğin müebbetini vermiş,
Hayatım ise satır aralarında kelepçelenmiş
Ömrüm 5 noktanın ilkinde tükenmis.....
Titrek ellerimle okşarken gecenin sen kokan saçlarını
Umudum Bahara ertelenmiş
Bahar ise çoktan seninle beraber Gönül Şehrimi terk etmiş…
Hislerim sensizlikte, her nefeste yeşerirken, Umudum sensizliğin gölgesinde
tükenmiş
Şimdi Gecenin ihtiyar kodesinde, Gözlerinin zindanında,
Ölümün penceresinden görünür sevdam, ay ışığının ak dudaklarında
Zaman yokluğunda durdu Ağır sevda.....



ßu saatlerde gece ßenim şiirmi okuyacak pencerene
ßir göz yası olacağım pencerenin buğusunda çırpınarak, eriyen
ßir şiir yazacağım şairlerin mısraları katleden
Ve bir isimle veda edeceğim ßu ağustosa
Kaderin kurduğu dar ağacına çıkacağım kaygısızca
Ay ışığının dudaklarında yaşayacağım sevdamın nihayetini
Son Arzum sorulduğunda,
Dudaklarımdan ölümün ellerine dökülen 2 Kelime ile sarsılacak Dünya
AĞIR SEVDAM.....

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı

«Önceki   1 2 3 4 5 6 7 8  Sonraki»