Menu:

Kategoriler

Genel [122]

Linkler

Genel

Syndicate

RSS 0.90
RSS 1.0
RSS 2.0
Atom 0.3

ayrılıklar tam kavuşmalar yarım

cnr | 27 Nisan, 2008 18:50

Sorma ne olursun bakışlarımdaki yitik anlamı. Geçmişin acı hayali canlanır sonra. Sanki bilmiyor muyum neleri yaşamadan kaybettiğimi. Ve kimlerin hayallerini süslediğimi.

Biliyorum.

Ama kahretsin bilmek değiştirmiyor ki bir şeyleri. Ve arttıkça yüzlerimdeki çizgiler bıçak sırtı bir keskinlikle yüzleşiyorum. Ve her geçen gün içi boşalmış bir bakış kalıyor yeni güne. Ve aynalar dahi isyan ediyor. Cıvıltılı bir dünyanın vakitsiz dinginliğine...

Gülü reyhan olur soluğun. Ve hala sım sıcak durur anılar sım sıcak ve biraz boynu bükük.
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır bahçedeki toprağın altında. Ve bir firari sevda gibidir zaman zamanın koyuluğu...

Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp kuşatırlar çevreni kala kalırsın boynu bükük ve kimsesiz.

Hatıralarını yazma derdi annem hep, tarih sanıp savururlar gençliğini kimsenin bilmediği uçsuz bucaksız diyarlara...

Hatıralarını yazma derdi annem hep,
ama dinlemedim onu ve yazdım hep...

Sessizliği dinliyorum ve solukların kokusu geliyor burnuma. Sustuğum her yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiştir bu diyip atıyorum kendimi kentlere. Penceresinde sardunyaların kuruduğu kentlere. Adını unuttuğum sevgililer kalıyor paslı sokaklarda.


Onun adı aşktı. Eylül’ ün rüzgarına kapılmış bir yaprağın öyküsü...

Uzun bir yokuşu tırmanırken ölecek gibi oldun mu? Nefes alamayıp tıkanmak, her şeyin sonunun geldiğini düşünmek. Bir firari güvercin havalandı yüreğimden, kırık kanadı nasıl da iyileşmişti birden. Bu güzellik hiç bitmeyecek dedim içimden hiç...

Nasıl Mayıs kadar güzel kokulu bir ay yoksa; Eylül kadar da çıldırasıya sevilecek bir ay yoktur. Mayıs’ın vaat ettiği mutluluk kadar yakın yada uzak, Eylül’ün dokunuşu kadar masum bir bakış var yüreğimde; izlemeye devam et...


Hüzün ne kadar sarsa da bizi, teslim olma diyor yüreğim. Acı mutluluk getirir mi hiç? Kızma sakın, bu kadar acının yaşandığı bir andan sıyrılıp, nasıl anlatırsın aşkı deme. Oldu, felaketin gelmesi ile aşık oldum kendime günler sonra. Körfezdeki deprem yüreğimde de olmuştu, kızdığım şey aşkım değildi acıyla gelişiydi sadece.

Eylülün bulanık bir çay gibi yapraklara aktığı gündü. Gitti sevdiceğim, gitti yürek ateşim, yarim, sevdam...
yine yaşlı ağlaşmalar yine hüzünlü sabahlar dar akşamlar çığlık çığlık.

Yine bir akşamdı. Yine aksam taşıyorlardı ıslak gözlerime yapraklar sanki. Gülerken vurulmuştuk sanki. Akşamdık tren düdüklerine yakın kentlerde konaklıyorduk.


Uzun sürmez dediler, bu ayrılık habercisidir, kalantor bir ayrılığın kalantor habercisi. Sık dediler dişlerini sık..."Hatta sen bile" Dayan dediler bu daha ne ki...

Posted in Genel . Yorum: (0). Trackbackler:(0). Bağlantı
«Sonraki Yazı | Önceki Yazı»

Yorumlar

Bir Yorum Bırak

Yorum ekle
Spam mesajları önlemek için bu sitede onaylama/inceleme sistemi vardır. Mesajınızın görüntülenmesi zaman alabilir.